Doğa’da Yaşama Sırları

Bolu Köroğlu Dağlarının Doğal Ortamında Yaşama Bakışınız Değiştirin

Doğadan her geçen gün uzaklaşan ve kopan çocukların doğayı kavrama ve doğayı koruma bilincini zihinlerinde canlandırmak ve anlamlandırmak oldukça zordur. Her geçen gün eğitim ortamlarının modern teknolojilerle olan entegrasyonu artarken bu ortamların doğa ile yeterince bütünleştirilememesi çocuklarda doğa kavramı ve doğa ile ilgili sorunlarının farkına varılmasını daha da zorlaştırmaktadır.

İnsan kimliğinin büyük bölümü çocukluk döneminin (0-12 yaş) ilk yıllarında oluşmaktadır. Dolayısıyla çocukluk döneminde edinilen bilinç, insanların yaşamında kalıcı niteliktedir. Bu durumda çocukluk döneminde verilen doğa eğitimi oldukça önemlidir. Zamanlarının büyük bir çoğunluğunu okullarda geçiren çocukların eğitim programları doğa ile bütünleştirilmediği takdirde doğayı algılaması, doğanın zenginliği ve çeşitliliğini kavraması ve kendi türü dahil doğadaki canlılar için endişelenmesi oldukça zor olacaktır.

Doğa Kavramı ve Çocukların Doğadan Uzaklaşmasına İlişkin Fenomenografik Bir Çalışma, Mustafa Kahyaoğlu 1, M. İkbal Yetişir 2

Doğayla buluşan, doğadan öğrenme şansına sahip çocukların yaşam boyu ihtiyaç duyacakları yetenekleri geliştireceklerini söylemek hiç de abartılı değil. Bakın uzmanlar çocuklar doğada vakit geçirdiklerinde hangi yeteneklerinin geliştiklerini söylüyor: Doğa ile İç İçe Olan Çocukların 5 Kazanımı

1. Yaratıcı olur : Doğa, farklı bakış açıları geliştirmek için sonsuz bir ilham kaynağıdır.

2. Sorun çözmede çok başarılı olur. Doğada hızlı ve pratik çözümler bulmak için fırsat bolluğu vardır.

3. İnsan doğal bir varlık olduğu için doğadayken mutlu olur. Bu nedenle doğadayken keyifli vakit geçirir ve mutlu olur.

4. Sosyal becerileri artar. Doğada dayanışmayı ve işbirliğini deneyimler.

5. Tüm bunları yaşadıktan sonra doğayı deneyimleyen, doğayla buluşan çocuklar elbette doğayı koruyan bilinçli bireyler olarak gelişir.
https://onedio.com/haber/doga-ile-ic-ice-olan-cocuklarin-5-kazanimi-613303

Öğrencileri doğayı korumaya yöneltmek biyoloji eğitiminin temel amaçlarından biridir. İnsanların doğayı korumaları ile doğa tercihleri arasında olumlu yönde bir ilişki olduğu rapor edilmiştir (Williams & Cary, 2002). Dolayısıyla gençlerin doğa tercihleri gelecekte doğal çevrenin şekillendirilmesi ile ilgili kararlarında etkili olacaktır. Doğa tercihleri, doğal çevreye ilişkin “hoşlanma” veya “hoşlanmama” şeklindeki bilişsel ve duyuşsal tepkilerdir (Ulrich, 1983; Korpela et al, 2002). Bazı araştırmacılar (Appleton, 1975; Kaplan & Kaplan, 1989; Orians, 1986; Ulrich, 1983; Wilson, 1984) doğa tercihlerinin evrimsel bir refleks olduğunu ileri sürmüşlerdir. Buna göre, insanlar evrim sürecinde hayatta kalmalarını sağlayan özelliklere sahip doğal çevreleri daha sempatik bulmaktadır. Örneğin Ulrich (1983) doğal çevreye verilen duyuşsal tepkileri insanlığın erken dönemlerindeki önemli bir hayatta kalma stratejisi olarak değerlendirmektedir. Bu bağlamda, düşmanlardan gizlenmeyi ve aynı zamanda çevreyi gözlemeyi kolaylaştıran “savan” ekosistemlerine benzeyen çevrelerin daha çok tercih edildiği düşünülmektedir (Orians, 1980; Appleton, 1975). “Doğaseverlik” hipotezine (Wilson, 1984) göre ise insanlar besin bulma ve yaşamını sürdürebilme imkânı sağlayan özelliklere sahip -örneğin canlı türü çeşitliliğinin fazla olduğu- doğal çevrelerden daha çok hoşlanmaktadır. Doğa tercihlerinin kültüre bağlı olarak şekillendiği görüşü de söz konusudur (Nassauer, 1988). Örneğin Bujs et al. (2009) doğa tercihlerinde kültürlerarası farklılıklar tespit etmiştir. Bununla birlikte, Adevi ve Grahn (2012) insanların doğa tercihlerinde her iki unsurun da etkili olduğunu göstermiştir.

İnsanların doğayı korumalarına etki eden diğer bir unsur ise değer yönelimleridir (Menzel & Bögeholz, 2010; Stern et al., 1999). Bu bağlamda özellikle çevre ile ilişkili değer yönelimleri önem kazanmaktadır. İnsanların doğaya önem verme nedenleri ve doğa deneyimlerinin temelinde çevreye yönelik değer yönelimleri yatmaktadır (Bögeholz, 2006). Çevreye yönelik değerler çeşitli şekillerde tanımlanmış ve ölçülmüştür (Dunlap et al., 2000; Kellert, 1996; Stern et al., 2000; Thompson & Barton, 1994). Kellert (1996) doğaya ilişkin dokuz değer yönelimi tipi (bilimsel, doğacı, sembolik, estetik, insancıl, karşıt, ahlaki, faydacı, baskın) tanımlamıştır. Bu değer yönelimleri doğuştan olmakla birlikte, kültür ve deneyim ile şekillenmektedir (Kellert, 1996). İnsanlarda çoğunlukla bir değer yönelimi daha baskın olmakla birlikte, farklı değer yönelimleri de mevcut olabilir (Hunter & Brehm, 2004).
Gençlerin doğa tercihlerinin ve doğaya yönelik değer yönelimlerinin bilinmesi, onları doğayı korumaya teşvik etme açısından oldukça önemlidir. Kaltenborn ve Bjerke (2002) değer yönelimleri ve doğa tercihlerinin birbirleriyle ilişkili olduğunu belirlemiştir. Türkiye’deki gençlerin doğa tercihlerine yönelik bir araştırma bulunmamakla birlikte, doğa deneyimlerinin daha çok eğlenme/dinlenme amaçlı olduğu tespit edilmiştir (Kutru & Soran, 2012). Bujs ve diğerleri (2009) Hollanda’da yaşayan Türk göçmenlerin insanlar tarafından şekillendirilmiş olan doğayı tercih ettiklerini belirlemiştir. Bu araştırmanın amacı, Türkiye’de yaşayan gençlerin doğa tercihlerinin ve bu tercihlere etki eden unsurların belirlenmesidir. Bu bağlamda, gençlerin doğaya ilişkin algı ve değer yönelimleri ile bunların doğa tercihlerine etkisi de incelenmiştir. Araştırma bulgularının Türkiye’deki çevre eğitimi açısından önemli yönlendirmeleri olacağı düşünülmektedir.

(Sevilay Dervişoğlu, Dilek Sultan Kılıç, GENÇLERİN DOĞAYA İLİŞKİN DEĞER YÖNELİMLERİ VE DOĞA TERCİHLERİ, Eğitim ve Öğretim Araştırmaları Dergisi, Journal of Research in Education and Teaching, Şubat 2013 Cilt:2 Sayı:1 Makale No:10 ISSN: 2146-9199).